Geçmişte Ecdat, Ruh Hastalıklarını Sesle Tedavi Ediyordu

Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, geçmişte insanların ilaçlar yerine tarihi mekânlarda doğal yöntemlerle şifa bulduğunu belirtti.
Divriği Ulu Cami’nin ses, huzur ve ambiyansıyla iyileştirici bir rol oynadığını ifade etti.
Ses, insanın ruhsal durumunu, güven algısını ve duygusal dünyasını doğrudan etkiliyor.
Yüzyıllar boyunca şifa amacıyla kullanılan tarihi yapılar, sahip oldukları akustik özelliklerle günümüzde de insan psikolojisi üzerinde derin izler bırakıyor.
Ses, yalnızca bir iletişim aracı değil, duygusal aktarımın ve psikolojik düzenlemenin temel anahtarlarından biri olarak kabul ediliyor.
Tarihi mekânlar, yüksek tavanlar, taş duvarlar ve yankılı adımlarla bu etkiyi en güçlü şekilde hissettiren alanlar arasında yer alıyor.
Anadolu’da yüzyıllar boyunca ses ve akustiğin tedavi amaçlı kullanıldığı pek çok yapı bulunuyor.
Bu yapıların en dikkat çekici örneklerinden biri, Sivas’ın Divriği ilçesinde yer alan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan 801 yıllık Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’dır.
Selçuklu döneminde hem ibadet hem de şifa merkezi olarak inşa edilen yapı, mimarisi ve akustik özellikleriyle öne çıkıyor.
Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nda sesin mekân içinde dengeli bir şekilde yayılması, kişide güven ve huzur hissini artırıyor.
Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, geçmişte ruhsal problemleri olanların ilaçlar yerine tarihi mekanlarda şifa aradığını belirtti.
Sesin, akustiğin ve ortamın tedavi amacıyla kullanıldığını ifade eden Özkaya, insanların hastane yerine tarihi mekânlarda iyileşmeye çalıştığını söyledi.
Ayrıca, tarihi mekanlarda sesin psikolojik etkisiyle zaman algısının değişebileceğini vurguladı.
Ses, kişinin ruhsal durumunu, ait olduğu toplumsal ve kültürel katmanı yansıtırken, akustik ortamın kişiye çevrelenmişlik ve güven hissi verdiğini belirtti.
Özkaya, tarihi mekânlarda duyulan seslerin geçmişle temas hissi oluşturduğunu ve kolektif belleği canlandırdığını ifade etti.


