Erzurum’da sağlıkçılar 151. kez Gazze için yürüdü
Перевод на Русский ещё не готов; показан оригинал.
Lalapaşa Camii önünde toplanan grup, ellerinde Filistin bayrakları ve çeşitli pankartlarla Yakutiye Medresesi önüne kadar sessiz yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşe sağlık çalışanlarının yanı sıra vatandaşlar da katıldı.
Bir kez daha meydanlardayız
Grup adına açıklama Atatürk Üniversitesi 5. sınıf öğrencisi Hakan Sümbül, Gazze’de yaşananlara dikkat çekerek, "Bizler, Erzurum Sessiz Yürüyüş Ekibi olarak; haftalardır süren sarsılmaz bir kararlılıkla, zamanın ve mekânın rehavetine kapılmadan bir kez daha meydanlardayız! Bugün burada sadece sesimizi duyurmak için değil; yorulan kalplerimizi uyandırmak, uyuşan zihinlerimizi diriltmek ve hepimizi derinden sarsması gereken acı gerçeklerle bir kez daha yüzleşmek için toplandık. Bizler her yeni güne güven içinde uyanıyor; işimize, okulumuza gidiyoruz. Arkadaşlarımızla özgürce buluşuyor, çocuklarımızın başını huzurla okşuyor, eş ve dostlarımızı korkusuzca ziyaret edebiliyoruz. Bizim için son derece sıradan olan bu anlar, ne yazık ki yanı başımızdaki bir coğrafyada ulaşılamaz bir hayale dönüştü. Dönüp bir de Gazze’ye bakalım: Bir damla temiz su bulabilmenin, bir lokma kuru ekmeğe ulaşabilmenin ölüm kalım savaşına dönüştüğü yerdir Gazze... Annelerin, babaların her an evladını kaybetme korkusuyla nefes aldığı; masum yavruların, üzerlerine yağacak bombaların dehşetiyle uyumaya çalıştığı çileli memleket Farkında mıyız ? Eskisi kadar haber alamıyoruz Gazze’den . Neden mi? Çünkü gerçeği dünyaya haykıracak gazetecileri hedef aldılar, basın özgürlüğünü yıktıkları binaların enkazına gömdüler. Fakat ekranlar sussa da, haberler kesilse de değişmeyen tek bir acı hakikat var: Gazze’de ateşkes yok, Gazze semalarından hâlâ bombalar yağıyor ve hâlâ mazlumların kanı toprağa akıyor! Şimdi vicdanlarımıza şu ağır soruyu sormak zorundayız: Onların yaşadığı hayatsa, bizim sürdürdüğümüz bu telaş nedir? Bizimki hayatsa, onların her gün imtihan edildiği bu vahşetin adı nedir? Aynı gök kubbenin altında yaşayıp, nasıl bu kadar ayrı dünyaların insanları olabiliyoruz?" ifadelerini kullandı.
Gazze’yi iliklerimize kadar tanımak zorundayız
Gazze’ye ilişkin açıklamalarını sürdüren Sümbül, "Çünkü bizler; ne dostumuz Gazze’yi, ne de düşmanımız İsrail’i hakiki manada tanıyabilmiş değiliz! İnsan, ancak tanıdığı ve iyi olduğunu gördüğünü bağrına basar, onun derdiyle dertlenir. Tanıdığı ve kötü gördüğünü de düşman bilir, gerektiğinde karşısında dimdik yerini alır. O halde Gazze’yi sevmek, çocuklarımıza sevdirmek, o destansı direnişi bir izzet abidesi olarak nesillerimize aktarmak istiyorsak; önce Şehitler Şehri Gazze’yi iliklerimize kadar tanımak zorundayız. Aynı şekilde; katil İsrail’i ve onun işbirlikçilerini de çok iyi tanımak ve herkese tanıtmak zorundayız. Karşımızdaki bu yapının; insanlığın bünyesine musallat olmuş en azılı, en radikal ve en ırkçı bir zehir olduğunu evlatlarımıza, küçük kardeşlerimize bıkıp usanmadan anlatmalıyız. Gazze’deki vahşeti yalnızca ekranlardan seyrederek kahrolamayız. Peygamber Efendimiz’in buyurduğu gibi; kötülüğü ya elimizle düzelteceğiz, gücümüz yetmiyorsa dilimizle haykıracağız, ona da yetmiyorsa kalbimizle buğzedeceğiz! İşte boykot, bu kötülüğe elimizle müdahale etmektir! Boykot; kardeşimizi katleden kurşuna, o bombaya, o uçağa bir kuruş dahi finansör olmamaktır. Dünyevi heveslerimizden vazgeçmek, maddi ve manevi boykottan zerre taviz vermemektir. Şiarımız bellidir: Seccadede dua, çarşıda ve markette boykot! Boykotumuzu sarsılmaz bir kararlılıkla sürdürecek, zihnimizi ve neslimizi bu şuurla eğiterek her daim Hakk’ın yanında duracağız. İnanın, Gazze’de olanları idrak edebilirsek, ümmetin zulüm altındaki diğer coğrafyalarını da anlamamız ve omuz vermemiz çok daha kolay olacaktır" diye konuştu.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Комментарии
0 комментариевПока нет комментариев. Будьте первым.
















