2027 yılı bütçesi açıklandı: En büyük pay eğitim alanına ayrıldı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen ‘2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni’ne katıldı. Yılmaz, 2027 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 25’inci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin 9’uncu, Türkiye Yüzyılının 4’üncü bütçesi olduğunu hatırlatarak, çeyrek asırlık bir sürede kesintisiz şekilde bütçe hazırlama imkanına sahip olmayı; siyasi istikrarın sembolü olarak ifade etti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027 yılı bütçesini; makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren, ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve toplumsal refahı gözeten bir anlayışla hazırladıklarını kaydetti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda tüm bakanlıklar, bağlı ve ilgili kamu kurum ve kuruluşların katkılarıyla bütçe teklifinin TBMM’ye sunulmaya hazır olduğunu dile getiren Yılmaz, bütçenin, zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında, ekonominin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye’nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımları kalıcı sosyal refaha taşıyan bir ‘dayanıklılık, refah ve dönüşüm’ bütçesi olduğunu ifade etti.
Ulaştırma, enerji, eğitim, sağlık ve dijitalleşme alanlarında yapılan yatırımlarla son 24 yılda Türkiye’nin fiziki altyapısında büyük ilerlemeler sağladıklarını dile getiren Yılmaz, "2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz; çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde 81 ilimizin, ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür" dedi.
2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz
Bütçenin; kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlandığını vurgulayan Yılmaz, "Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz depremden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük oranda tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimizden olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz. Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırıyoruz. Kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracağız. Savunma ve güvenlik kapasitemizi, ülkemizin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve çevresindeki güvenlik risklerini de dikkate alarak güçlendirmeyi sürdüreceğiz." ifadelerine yer verdi.
Küresel büyüme oranının 2026’da yüzde 3,1’e gerileyeceği beklenmektedir
Dünya ekonomisinin, jeopolitik gerilimlerin arttığı, korumacı eğilimlerin güç kazandığı ve ekonomik güvenlik kaygılarının öne çıktığı bir dönüşüm sürecinden geçtiğine dikkati çeken Yılmaz, "Geçtiğimiz yıl Orta Vadeli Programın hazırlanmasından sonra küresel görünümde önemli değişimler yaşanmıştır. Ticaret ortaklarımızın büyüme beklentileri aşağı yönlü güncellenirken, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarında yeni riskler ortaya çıkarmış ve petrol fiyatlarında belirgin yükselişlere neden olmuştur. Bu gelişmeler küresel büyüme ve ticaret görünümünü zayıflatırken, enerji maliyetleri ve yeniden güçlenen enflasyon baskıları birçok ülkede sıkı finansal koşulların beklenenden daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) açıkladığı son tahminlere göre, küresel büyüme oranının 2025 yılındaki yüzde 3,5’ten 2026’da yüzde 3,1’e gerileyeceği beklenmektedir. 2027 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3,4’e, küresel ticaret hacmi artışının ise yüzde 4,7’ye yükselerek bir miktar toparlanması beklenmektedir" açıklamasında bulundu.
2027 yılında büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesini öngörüyoruz
Küresel ekonomideki gelişmelere karşı Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde uyguladığı istikrarlı politikalar, güçlü altyapı ve stratejik konumu ve kurumsal kapasitesi sayesinde sağlam duruşunu koruduğunu dile getiren Yılmaz, "Makro-ekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik. Ekonomimiz, küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile tamamlamasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm, enflasyonla mücadeleyle uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümenin yüzde 4,2 seviyesine yükselmesini öngörüyoruz" diye konuştu.
Öte yandan Yılmaz, işgücü piyasasının dirençli yapısının korunduğunu ve 2026 yılında işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini beklediklerini söyleyerek, "2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, işgücüne katılım oranının yüzde 53,4’e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8 seviyesine gerileyeceğini öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
Önümüzdeki yıl cari açığımızın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz
Cari açığın savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen yüzde 2,6 düzeyinde ve yönetilebilir seviyede olduğunu aktaran Yılmaz, "Önümüzdeki dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Genel finansal koşullardaki iyileşmeye paralel bir şekilde seçici bazda reel sektörümüzü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceğiz. Hizmet ihracatında yakaladığımız güçlü performansı da koruyarak dış dengemize katkı sağlayacağız. Önümüzdeki yıl cari açığımızın yeniden yüzde 2’nin altına inmesini bekliyoruz" dedi.
Tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2024 yılı Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme ilerlemelerin kaydedildiğini belirterek, "2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edeceğiz. Uzun bir aradan sonra Eylül ayında yüzde 30’un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz" şeklinde konuştu.
Başlangıçta öngörülene göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz
Yılmaz, 2026 yılı bütçesinde 18 trilyon 979 milyar lira gider, 16 trilyon 266 milyar lira gelir öngörüldüğünü anımsatarak, "Bütçe açığımızın ise gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 3,5 olarak tahmin edilmiştir. 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da 2026 yılı bütçe giderleri 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirleri 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 3,1 olarak revize edilmiştir. Gelirler de giderler de yukarı doğru revize edilmiştir. Ancak gelirlerimizin oransal olarak giderlerden daha fazla artması sonucunda bütçe açığımızın milli gelire oranında 04, puan civarında bir düşüş söz konusu olmuştur. Başlangıçta öngörülene göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
"2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz"
Gelecek yıl bütçe kapsamında 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu ve gelecek yıl milli gelirin 111 trilyon lira olmasını beklediklerine vurgu yapan Yılmaz, "Bu büyüklük içinde; 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin etmekteyiz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Bütçemiz, düşük bir oranda da olsa 2025 yılından başlayarak faiz dışı fazla vermektedir. Gelecek yıl da bu eğilimin devam etmesini öngörüyoruz. 2027 yılı bütçe gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; Gelir Vergisi 5 trilyon 533 milyar lira, Kurumlar Vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, Özel Tüketim Vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, Katma Değer Vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, Diğer Vergi Gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, Vergi Dışı Gelirler ise 3 trilyon 502 milyar liradır. 2027 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı şu şekildedir; personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar lira, cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira, sermaye transferleri 750 milyar lira, borç verme giderleri 613 milyar lira, yedek ödenekler 542 milyar lira ve faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradır" açıklamasında bulundu.
Merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz
AK Parti Hükümetleri ve Cumhur ittifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli mesele olarak gördüklerini ve Millî Eğitim Bakanlığına 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek öngördüklerini kaydeden Yılmaz, "2002 yılında Millî Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken 2026 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 40 bin kişiye ulaşmıştır. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2027 yılında 872 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dâhil ettiğimizde eğitime ayırdığımız kaynak 3 trilyon 747 milyar lirayı bulmaktadır. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranı ile en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz" dedi.
Eğitimle beraber AK Parti hükümetleri döneminde en fazla önem verilen konuların başında sağlık alanının geldiğini kaydeden Yılmaz "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 4 trilyon 532 milyar liraya ulaşmaktadır" diye konuştu.
Sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçemizde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdık
Sosyal devlet anlayışıyla Türkiye’nin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti:
"Sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçemizde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2027 yılı bütçesinin yüzde 4,9’una denk gelmektedir. 2027 yılında; sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla yüzde 150 artışla ayırdığımız kaynağı 250 milyar liraya çıkarmış bulunuyoruz. Ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 186 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 132 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 109 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 90 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 84 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkân sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 29 milyar lira, engellilerin eğitim taşıma giderleri için 19 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında yaklaşık 4 milyar lira kaynak ayırdık. Enerji sübvansiyonlarına 2021 yılında başlanmıştır. Vatandaşlarımızın daha ucuz elektrik ve doğal gaz kullanabilmeleri için 2027 yılı bütçesinde yüzde 62 artışla 605 milyar lira kaynak öngörüyoruz. 2027 yılında yüzde 3,5 olması öngörülen bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının 0,5 puanlık kısmı enerji sübvansiyonları desteklerinden kaynaklanmaktadır. Ekim ayında mesken aboneleri için düşük kademede doğal gazda yüzde 56, elektrikte düşük kademede yüzde 53 oranında faturalarda devlet desteği uygulandığını ifade etmek istiyorum."
Tarımı stratejik bir sektör olarak gördüklerini dile getiren Yılmaz, bu doğrultuda 2027 yılı bütçesinde toplam 1 trilyon 305 milyar lirayı tarım alanına tahsis ettiklerini açıkladı. Ayrıca Yılmaz, 2027 yılı bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 769 milyar lira tutarında ödenek öngörüldüğünü de sözlerine ekledi.
Türkiye’nin sanayiinin en önemli ve kritik alanlarından olan savunma sanayii ekosisteminin dışa bağımlılığını asgari seviyeye indirdiklerini de belirten Yılmaz, "Milli Savunma Bakanlığı bütçesinde savunma harcamalarının önemli bir kısmını oluşturan silah, mühimmat, silah sistemleri ve diğer savunma araçları alımlarına ilişkin ödeneklerde yüzde 229 artış yapılmıştır. Diğer savunma harcamaları ile birlikte toplam savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar lira, iç güvenlik harcamaları için 1 trilyon 248 milyar lira ödenek öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
















