Susturamayacaksınız!
“Sus.”
Bu sözü o kadar çok duydum ki artık şaşırmıyorum.
Önce “Bu işleri bırak” dediler. Sonra “Videoları sil” dediler. Yetmedi, “Ne istersen verelim” dediler. En sonunda ise “Kendini öldür” diyecek kadar insanlıklarını kaybettiler.
Bütün bunların sebebi neydi?
Benim tek söylediğim şuydu:
“Bu ürünleri devlet incelesin.”
Ne mahkeme kurdum ne hüküm verdim. Sadece denetim istedim. Çünkü çocuklara, ailelere ve toplum sağlığına yönelik ciddi iddialar vardı. Bir vatandaşın ve bir gazetecinin yapması gerekeni yaptım: Soru sordum.
Özlem ve Tayyar Öz çiftinin tanıttığı macunlarla ilgili şikâyetler oluşturduk, incelenmesini talep ettik. Aradan aylar geçti, ürünler piyasada bulunamaz hâle geldi. En dikkat çekici nokta ise üretim yerine yapılan denetimde söz konusu ürünlerin bulunamamasıydı.
Şunu sormak herkesin en doğal hakkıdır:
Üretildiği söylenen bir ürün, üretim yerindeki denetimde neden bulunamaz?
Bu soru bugüne kadar cevaplanmadı.
Sonra, markaların Serhat Erdoğan isimli bir kişiye devredildiği bilgisi ortaya çıktı. Bunun ne anlama geldiğini elbette ilgili makamlar değerlendirir. Benim görevim ise yine soru sormaktır.
İlk videomu paylaştıktan sonra bana ulaşıldı, günlerce arandım. “Çok güzel işler yapıyorsunuz”, “Sizi destekliyoruz”, “Cevap hakkımızı kullanalım” denildi. Elbette dedim; cevap hakkı herkes için en temel haktır.
Ancak açıklama videoları yayımlandıktan ve bekledikleri desteği göremedikten sonra üslup tamamen değişti.
Bir anda, “Sen kimsin?”, “Sen markalara nasıl soru sorarsın?” söylemleri başladı.
Ardından o teklif geldi:
“Videoları sil, ne istersen verelim.”
Kabul etmedim.
Benim isteğim para değildi, menfaat değildi.
Ben sadece devlet kurumlarının bu ürünleri incelemesini istiyordum.
İşte asıl tahammül edemedikleri de buydu.
Sonra sosyal medyada karalama kampanyası başladı. Benim söylemediğim sözler, bana ait olmayan yazışmalar dolaşıma sokuldu. “Magazin Balonu” isimli bir hesap, beni hedef alan paylaşımlar yapmaya başladı.
Hesabın yöneticisine neden bunu yaptığını sordum.
Aldığım cevap ibretlikti:
“Sen milletin ekmeğiyle oynuyorsun. Bu işleri bırak.”
Hayır.
Ben kimsenin ekmeğiyle oynamıyorum.
Ben insanların sağlığıyla oynanıp oynanmadığını sorguluyorum.
Sabaha kadar süren mesajlaşmalarda bana “kendini öldür” denecek kadar ileri gidildi.
Sonra dikkat çekici bir ayrıntı fark ettim.
Instagram’da bir hesap sizi engellediğinde, bağlı diğer hesaplardan da engellenirsiniz. Yan hesabımla “Magazin Balonu” hesabına yorum yaptıktan sonra engellendim. Aynı anda Serhat Erdoğan isimli hesaba da erişemediğimi gördüm.
Bu bir tesadüf müydü?
Bunun değerlendirmesini kamuoyuna bırakıyorum.
Bugün ise Instagram hesabım telif şikâyeti nedeniyle askıya alındı.
Ben susmadım.
Susturulmaya çalışıldım.
Ama unutulmasın:
Gerçekler, hesap kapatılarak, tehdit edilerek veya karalama kampanyalarıyla sonsuza kadar gizlenemez.
Eğer ortada yanlış yoksa, sorulardan neden bu kadar korkuluyor?
Ben sorularımı sormaya devam edeceğim.
Çünkü bu mesele artık yalnızca benim meselem değil; çocukların, ailelerin ve toplumun sağlığını ilgilendiren bir vicdan meselesidir.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Yorumlar
5 yorum- İnciii
Kayyumada böyle şeyler mi yaptılar acaba. Adam o yüzden mi intihar etti. Kumpas mı kurdular. Çok fazla kötülük var dediği neydi. Sorun macunlarda mı özlemlerin ta kendisinde mi? Tüm bu soruların cevabını emniyet güçleri vermeli
- Xyzj
Özlem ve tayyarın hesaplarına erişim engeli gelmesi gerekiyor bir Dilan Polat vakası daha çıkacak yoksa
- Esra
Devletime güveniyorum. Umarım hesapları kapatılır
- E e
Allah siz ve işvereniniz gibi yürekli kişilerin sayısını çoğaltsın inşallah. Allah her işinizi rast getirsin.
- A u
Allah yardımcınız olsun















