12 Eylül’ün karanlık yüzünü yaşadılar: İnsanlık dışı uygulamalar yıllar geçse de hafızalarda
Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Kırıkkale’de yaşayan İzzet Yıldız, Mustafa Hulusi Ulusan ve İrfan Toptaş, 12 Eylül döneminde yaşadıkları işkence, baskı ve ağır cezaevi şartlarını anlattı.
İnsanın aklının, hayalinin almayacağı işkenceler yaşadık
2 çocuk babası İzzet Yıldız (68), 13 Ekim’de gözaltına alındığını, önce askeri alaya, ardından emniyete götürüldüğünü ifade etti. Emniyette sorgulandığını ve işkence gördüklerini belirten Yıldız, daha sonra Ankara’daki C5’e götürüldüklerini anlatarak, "İnsanın aklının, hayalinin almayacağı işkenceler yaşadık. 16 metrekarelik bir odada 30 kişi betonun üzerinde yatıp kalkıyorduk. Yaklaşık 10 gün C5’te işkence gördük" dedi. C5’teki sorgunun ardından tutuklandığını belirten Yıldız, ifade verme sırasının kendisine 24 ay sonra geldiğini söyledi. İfadesini verdiği gün tahliye edildiğini, daha sonra ise beraat ettiğini ifade eden Yıldız, "İfade verme sırası bana 24 gün sonra gelseydi belki 24 gün yatacaktım ama 24 ay sonra geldiği için 24 ay cezaevinde kaldım" dedi.
Cezaevine gidince de başka bir eziyet başlıyordu
Gözaltı sürecinde maruz kaldıkları işkence yöntemlerini anlatan Yıldız, "İşkencelerden biri ’Filistin askısı’ydı. Omuzlarından bağlayıp askıya alıyorlardı. Belden aşağısı çıplak halde elektrik veriyorlardı. Gözlerimiz sürekli bağlıydı. İnsanlara ilgisi olmayan suçlamalar yöneltiliyordu. İşkenceye dayanamayan insan, önüne konulan her şeyi kabul edebilecek hale geliyordu. Cezaevine gidince de başka bir eziyet başlıyordu. Sabah saat 06.00’da kalkıyor, gün boyunca eğitim adı altında çeşitli uygulamalara maruz kalıyorduk" diye konuştu.
Bazı şeyler vardır; yaşanır ama anlatılamaz. Mamak da bizim için öyleydi
2 çocuk babası emekli öğretmen Mustafa Hulusi Ulusan (70) da 12 Eylül döneminde cezaevinde kaldığını belirterek, o günleri aradan geçen yıllara rağmen unutamadığını söyledi. Mamak Askeri Cezaevi’ni kendi aralarında "taş medreseler" olarak adlandırdıklarını anlatan Ulusan, yaşadıklarının tarif edilmesinin güç olduğunu ifade etti. Ulusan, "O günlerin hiçbirini unutamadım. Aradan bunca yıl geçmesine rağmen unutmak mümkün değil. Mamak çok farklı bir yerdi. Bazı şeyler vardır; yaşanır ama anlatılamaz. Mamak da bizim için öyleydi" şeklinde konuştu.
Onların çığlıklarını duymak da başlı başına bir işkenceydi
13 Ekim’de gözaltına alındığını ve daha sonra C5 olarak adlandırılan yere götürüldüğünü anlatan Ulusan, burada arkadaşlarının işkenceye maruz kaldığını söyledi. Kendisine doğrudan elektrik verilmediğini belirten Ulusan, işkence gören arkadaşlarının çığlıklarını dinlemek zorunda kalmanın da başlı başına bir işkence olduğunu ifade etti. Ulusan, "13 Ekim’de gözaltına alındım. Daha sonra C5 denilen yere götürüldük. Orada arkadaşlarımız işkenceye tabi tutuluyordu. Bana doğrudan elektrik verilmedi ama işkence gören arkadaşlarımızın seslerini dışarıdan dinliyorduk. Onların çığlıklarını duymak da başlı başına bir işkenceydi" ifadelerini kullandı.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
















