Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te "Milli Bilinç, Yükselen Sanayi, Kazanan Çiftçi" programına katıldı
The English translation is not ready yet; showing the original.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Onat Kutlar Salonu’nda düzenlenen "Milli Bilinç, Yükselen Sanayi, Kazanan Çiftçi" programına katılarak konuşma yaptı. Kılıçdaroğlu, "Beni dikkatle dinlemenizi isterim. Çünkü söyleyeceğim, anlatacağım, soracağım şeylerin büyük bir kısmı sizin geleceğinizle ilgili, ülkemizin geleceğiyle ilgilidir. Her mutfakta yangın var. Sanayicinin sorunu var. Esnafın, çiftçinin, üniversiteye giden öğrencinin, çalışanın, işsiz olanın, kadının, ailelerin, gençlerin sorunları var. Üniversitelerde sorun var. Şu anda bulunduğumuz tablo, sorunsuz bir Türkiye tablosu değil. Tam tersine, her alanı sorunlu olan bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ve dolayısıyla bize, yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne, yani cumhuriyetçilere, yani halkçılara, yani gençlere, yani çiftçilere, üreticilere, sanayicilere, tüccarlara, toplumun her kesimine büyük görevler düşüyor. Eğer bu ülkede yaşıyorsak, beraber yaşıyorsak var olan sorunları beraber çözmek zorundayız. Sorunlarımızı emperyal güçler gelip çözemezler. Dost diye bildiğimiz ülkeler gelip çözemezler. Sorunlarımızı biz çözmek zorundayız. Biz sorunları aşmak zorundayız. Kavgalardan öte, kavga yapmadan, aklımızı kullanarak, hırslarımızı kontrol ederek sorunları çözmek zorundayız. Yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla, erkeğiyle sorunlara kilitlenmek zorundayız. Ve her sorun için sağlıklı, tutarlı çözümler üretmek zorundayız" dedi.
Mutfakta yangın varsa sorumlusu siyaset kurumudur
Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi’ne büyük sorumluluk düşüyor. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel görevi, ülkenin içinde bulunduğu bu durumdan bu ülkeyi çıkarmaktır. Beraber mücadele ederek Türkiye’yi buradan çıkaracağız. Bunu yapmak zorundayız. Ülkeye ve bizim insanlarımıza borcumuz var. Siyaset, sorun çözme sanatıdır. Siyaset, sorunların çözülmesi sanatıdır. Siyaset, zenginleşme aracı değildir. Köşeyi dönme aracı değildir. Mutfakta yangın varsa sorumlusu siyaset kurumudur. Yönetenlerdir. Üniversite gençliği memnun değilse sorumlusu siyaset kurumudur. Ülkeyi yönetenlerdir. Şehitlerin verildiği bir kent Gaziantep. İlk kurşunun düşmana atıldığı Gaziantep. Dolayısıyla Gaziantep bizim tarihimizde özel bir yere sahiptir. Gaziantep aynı zamanda bölge açısından da çok önemli bir yere sahiptir. Bölgenin, Orta Doğu dâhil, en güçlü sanayi merkezidir. İstihdam merkezidir. Üretim merkezidir. Yeri geldiğinde belli sektörlerde dünyaya meydan okuyacak kadar güçlü bir kenttir burası. Millî Kurtuluş Savaşı’nın ana damarlarından birisinin attığı bir kenttir burası. Dolayısıyla Gaziantep’e gazilik unvanı boşuna verilmemiştir. Bunu hak ettiği için gazilik unvanı verilmiştir. Millî mücadelenin kahramanları buradadır. Nasıl mücadele ettiklerini biliyoruz. Onların mücadelesi her zaman topluma önderlik yapmıştır. Şahin Bey’in mücadelesini biliyoruz. Onların da mücadelesi topluma önderlik yapmıştır. Kahramanlığı bir tarafa bırakalım gençler. Şimdi bir dertleşme zamanıdır. Dertleşme zamanıdır. Gaziantep, Türkiye’nin nüfus bakımından dokuzuncu büyük kentidir. Ama işsizliğin en çok olduğu kentlerden birisidir. İşsizlikte Türkiye dördüncüsüdür. Fabrikalar üretemiyorsa işsizlik çıkıyor ortaya. Az önce bir sanayicimiz konuştu. Ya batacak ya işçilerin işine son verecek. İşçilerin işine son vermek, bir sanayici için kolay bir iş değildir. Yıllardır üretim yapan, beraber çalıştığı, alın teri döktüğü birisinin işine son vermek kolay bir iş değildir. Utanması gereken o sanayici değil. O duruma düşürenlerdir" ifadelerini kullandı.
Gaziantep zamanda köklü bir tarihe sahiptir
Kılıçdaroğlu, "Nasıl oldu da bu ülke birdenbire Gaziantep sanayisinde yüz bin kişiyi işten çıkardı. Nasıl olur da bir üretim merkezi olan, Orta Doğu’nun en büyük merkezlerinden biri olan bir yerde yüz bin kişi işinden olur. Nasıl orada fabrikalar kapanır. Nasıl istihdam bu kadar acı bir tabloyla karşı karşıya kalır. Bunu hep beraber düşünmek zorundayız. Gaziantep sadece sanayi kenti değil. Gaziantep aynı zamanda köklü bir tarihe sahiptir. Milletten önce gelen köklü bir tarihi vardır burada. Bir gastronomi kentidir Gaziantep aynı zamanda bir kültür kentidir. Bir tarih kentidir. Bir tarım kentidir Gaziantep aynı zamanda. Hepimizin üzerinde durduğu, hepimizin dikkatle izlediği, her politikacının dikkatle izlediği bir kenttir Gaziantep. Üretenin, çalışanın, alın teri dökenlerin kentidir Gaziantep. Bu kardeşimizin her şeyden, sanayinin her aşamasından haberi var mı? İzleriz. İstanbul’daki sanayiyle, Gaziantep’le, Şanlıurfa’yla, Konya’yla, Kayseri’yle. Kırk üç yıllık bir fabrika kapanıyorsa, kırk üç yıllık bir fabrika kapanıyorsa bu, devleti yönetenlerin ayıbıdır, başka kimsenin değil. Devleti yönetenler iyi yönetmedikleri için kırk üç yıllık bir fabrikayı kapatıp kapısına kilit vuruyorsunuz. Bu olmaz. Kabul etmeyiz. Eğer burası, yani Gaziantep, yani Orta Doğu’nun üretim merkezi, yüz binden fazla işçiyi çıkarıyorsa, işsiz bırakıyorsa bu, oradaki sanayicilerin ayıbı değil. İşçilerin ayıbı değil. Devleti yönetemeyenler var. O nedenle söylüyorum. Devleti yönetenler ülkeyi yönetemiyor. Burada kırktan fazla ülkeye ihracat yapılıyor. Bu bizim gururumuz. Gurur duyuyoruz bundan. Eğer Gaziantep üretiyor ve kırktan fazla ülkeye ihracat yapıyorsa bununla gurur duymalıyız. Önünü açmak zorundayız. Teşvik etmek zorundayız. Az önce ticaret odasıyla görüştüm. Esnaflarla da görüştüm. Onların derdi de fazla. Onlar da bu dertleri dillendiriyorlar. Türkiye’nin buradan çıkması lazım" şeklinde konuştu.
Ekonomik bağımsızlığınız yoksa siyasi bağımsızlığınız olamaz
Kılıçdaroğlu, "Gaziantep’in dört üniversitesi var. Gaziantep aynı zamanda bir bilim merkezidir. Dolayısıyla kültürü, sanatı, bilgisi, üretimi, tarımıyla her alanda hepimizin göz bebeği olan bir şehrimizdir. 6 organize sanayi bölgesi var. Hepimiz gurur duyuyoruz. Üretsinler, kazansınlar, Türkiye’ye kazandırsınlar. Millî Mücadele’den sonra siyasi bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla sağlanabileceğini Gazi Mustafa Kemal Atatürk söylemiştir. Ekonomik bağımsızlığınız yoksa siyasi bağımsızlığınız olamaz. Bugün Türkiye dışarıya muhtaçsa, ekonomik bağımsızlığını koruyamıyorsa sorunumuz var demektir. Gelecek açısından sorumluluğumuz var demektir. Gaziantep neden üretim zincirinden koparılmak isteniyor. Neden yüz binden fazla işçi işinden oldu. Ben özellikle son süreçlerde arkadaşlarımla beraber, parlamentodaki grubumuzla beraber şunu söylüyoruz: Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisini açış konuşmasında yeni bir anayasa yapılması gerektiğini, anayasanın ilk dört maddesini değiştirmeyeceğini, böyle bir niyetinin olmadığını, değiştirilmesinin zaten mümkün olmadığını ama anayasada ciddi değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi. Onlar da şunu görüyorlar. Devlet yönetilemiyor. Onlar da görüyorlar. Ama sorun daha derinde bir yerde. Siyasetin kirlilikten arınması lazım. 26 Ağustos verilerine göre Gaziantep’te bankaların takipteki alacakları 30 milyar liradır. Kişi başına düşen borç, bireysel borç, 188 bin lira. Borçları toplayıp Gaziantep nüfusuna böldüğümüzde 188 bin lira. En borçlu illerden birisi aynı şekilde. İcra dosyalarının sayısı sadece Gaziantep’te 300 bin civarındadır. Son bir yıl içinde icra dairelerindeki dosya sayısı 110 bini aşmış vaziyettedir. 43 bin 790 çiftçi, yüksek mazot, gübre ve sulama elektriği maliyetleri altında ezilmiş vaziyettedir. Az önce çiftçi arkadaşlarımız bunları dile getirdiler. Son bir yıl içinde yalnızca tekstil sektöründe 20 bini aşkın işçinin işine son verildi. Bir kentin tablosunu görmek istiyorsanız, o kentin yapısını görmek istiyorsanız sosyal yardımlarına bakacaksınız. Şu anda son verilere göre sosyal yardımlardan yararlananların sayısı 500-550 bin civarındadır. Bu ülke bu hale nasıl geldi. Ülkeyi bu hale kim getirdi. Sosyal yardım, evet. Ama önemli olan, insanların çalışması ve emeğinin değerlendirilmesidir. Ekim 2026, yani bu ay itibarıyla, son bir hafta içinde 19 büyük şirket konkordato talebinde bulundu. Bütün bunlar büyük sorunlar. Bu sorunları hepimiz biliyoruz ve hepimiz yaşıyoruz. Bu sorunların kaynağında, az önce söyledim, siyasi ahlak yasasının çıkması lazım. Siyasi ahlak yasası. Gençler, size de sesleniyorum. Siyasi ahlak yasasını her yerde dile getireceksiniz. Paradan para kazanma dönemi başladı. Üretmekten değil, alın teri dökmekten değil, çalışmaktan değil, paradan para kazanma dönemi başladı. Ne diyorlardı bunlar. Faiz haramdır. Ya en büyük faizi siz ödüyorsunuz. Dünyanın faizini ödüyorsunuz. Sanayici kredi alamıyor. Yüksek faizlerin altında eziliyor. Yani bu haramdır. Biz mücadelemizi sürdüreceğiz. Alın terine değer vereceğiz. Üretene değer vereceğiz. Çalışana değer vereceğiz. Bilgiye ve emeğe değer vereceğiz. Bunu yapacağız. Borç batağında olan bir Türkiye’yle karşı karşıyayız. Yapmamız gereken, bu tefecilerle mücadele etmek. Beşli çetelerle mücadele etmek. Kim üretiyorsa başımızın üstünde yeri var. Kim üretiyorsa, çalışıyorsa, kimliğine bakmadan, inancına bakmadan, yaşam tarzına bakmadan, üreten, çalışan, alın teri döken herkesin bizim başımızın üstünde yeri vardır. Onları kucaklayacağız ve onları selamlayacağız. Sanayicimizin dünyayla rekabet edebilecek bir iklimin oluşturulmasını istiyoruz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sanayicimizin, tüccarımızın dünyayla rekabet edebilecek bir iklime kavuşmasını istiyoruz. Biz çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin kazanmasını, üretmesini, alın terinin değerlenmesini istiyoruz. Biz paradan para kazananların değil, alın teri dökenlerin kazanmasını istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin temel felsefesi budur. Biz Türkiye’nin büyümesini, Türkiye’nin kalkınmasını ve tüm gelişmekte olan ülkelere örnek bir yurt olmasını istiyoruz" ifadelerine yer verdi.
Temiz siyaseti her yerde, her ortamda savunan parti Cumhuriyet Halk Partisidir
Kılıçdaroğlu, "Antepli kardeşlerime de seslenmek isterim. Anteplilerin yüreğine de seslenmek isterim. Derdinizi biliyorum. Dertlerinizi dinledim. Esnaf odasına gittim. Ticaret odasına gittim. Onlarla görüştüm. Dertlerini dinledim ve nasıl çözüleceğini değerlendirdim. İstediğim şu. Her bireyden, her seçmenden, her yurtseverden, her ülkesini seven insandan, kadınından, erkeğinden, yaşı ne olursa olsun herkesten istediğim; temiz siyaset, ahlaklı siyaset. Üreten Türkiye için bu şarttır. Eğer biz bunu yapamazsak bir avuç kişi zenginleşecek, milyonlar fakirleşecek. Biz milyonlarca fakirin yanındayız. Hakkı yenen insanların yanındayız. Onların hakkını, hukukunu aramak zorundayız. Eğer bunu yaparsak Türkiye kazanacak. Haramiler kim varsa onları yedinci köyden kovacağız. Yedinci köye gitseler oradan da kovacağız. Bakınız, Gazi Mustafa Kemal daha Cumhuriyet’i kurarken, yeni yeni fabrikalar kurarken güzel bir söz söylemiştir, "Her fabrika bir kaledir." Her fabrika bir kaledir. Neden her fabrika bir kaledir. Çünkü o fabrikalar üretim yapacak. Çünkü o fabrikalarda binlerce insan çalışacak. Çünkü o fabrikalarla gelir artacak. O fabrikalardan ihracat yapılacak. O fabrikalar başka ülkelere örnek olacak. O nedenle biz Gaziantep’teki her fabrikayı bir kale olarak görüyoruz. Türkiye’deki her fabrikayı, her sanayiciyi o kalenin sahibi olarak görüyoruz. O kalenin muhafızı olarak görüyoruz. Üreten, çalışan, kazanan, alın teri döken, istihdam oluşturan bir kale olarak görüyoruz. O nedenle Gaziantep’te bu toplantıyı yaptık. Sanayinin merkezi burası. Orta Doğu’nun kilit taşı burası. Üreten bir merkez burası. Tarımda da, sanayide de, tarihte de en önemli kentlerimizden birisi. Gazilik unvanı alan bir kent. Gaziantep’e yakışır şekilde bu kentin bütün insanlarını, hangi görüşten, hangi kimlikten olursa olsun, hepsini saygıyla selamlıyorum" diye konuştu.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Comments
0 commentsNo comments yet. Be the first.
















