İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan: "Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez"
The English translation is not ready yet; showing the original.
13’üncü Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, "Küresel Krizlere Kur’anı Çözümler" temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul’da düzenleniyor. Sempozyumun Atatürk Kültür Merkezi’ndeki açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ile davetliler ve çok sayıda kişi katıldı.
Gazze’deki soykırıma yaklaşımın ne denli dengesiz olduğunu çok net bir şekilde hep birlikte izledik
Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Gazze’deki soykırıma yaklaşımın ne denli dengesiz olduğunu çok net bir şekilde hep birlikte izlediklerini ifade ederek, "Bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 15 ülke, bunların içerisinde 5 daimi üyenin veto yetkisi, diğer ülkelerin, dünyanın bütün ülkelerinin iradelerinin önüne geçebiliyor. Bir salonda alınan siyasi kararın veya alınamayan kararın karşılığı, binlerce kilometre ötede bombardıman altında kalan bir Gazzeli çocuk olabiliyor. Daha vahimi, benzer acılara, mağdurun kimliğine göre farklı tepkiler verilebiliyor. Bir yerde hayatını kaybeden siviller günlerce dünya gündeminde kalırken, başka bir coğrafyada yaşanan büyük bir insanlık dramı birkaç saniyelik haber görüntüsüne dönüşebiliyor. Ukrayna-Rusya savaşıyla Gazze soykırımını aynı dönemde yaşarken, Avrupa medyasında özellikle ilk yıllarda bu iki çatışmaya, bu iki zulme, bu iki, efendime söyleyeyim, savaşa ve tabii ki Gazze’deki soykırıma yaklaşımın ne denli dengesiz olduğunu çok net bir şekilde hep birlikte izledik. Kur’an burada çok açık bir ölçü koyuyor. Ukrayna’daki çocuklar sarışın, Gazze’deki çocuklar esmer, bunun bir farkı olmadığını, olmaması gerektiğini bize hatırlatıyor. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adaletli olun diyor Allah Teala. Kur’anı adaletin en güçlü taraflarından biri budur. Adalet karşıdakinin kimliğine göre değişmez. Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez. Mağdurun dini, ırkı, milleti, rengi veya pasaportu insan hayatının anlamını, değerini değiştirmez. Bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu ölçülerden biri de budur: Aidiyetlerimizi adaletin önüne koymamak. Mizanın bozulduğu ikinci büyük alan servet ve tüketimle kurduğumuz ilişkidir" dedi.
Bugün ölçüye en fazla ihtiyaç duyduğumuz alanlardan biri de elbette ki bilgi ve teknolojidir
Bugün ölçüye en fazla ihtiyaç duyduğumuz alanlardan birinin de elbette ki bilgi ve teknoloji olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kur’an serveti reddetmiyor. Meşru kazancı, mülkiyeti, ticareti kabul ediyor, fakat servetin insanı esir almasına ve toplumsal sorumluluktan kopmasına karşı güçlü bir ahlak ortaya koyuyor. Zekat bunun için var, infak bunun için var. Ve Allah Teala servetin, sermayenin biriktirilmemesine yönelik bir mizan önümüze koyuyor. Kul hakkı hassasiyetini hayatımızın bir ölçütü olarak önümüze koyuyor. Kur’an bize ne kadar kazandın sorusunun yanında, başka sorular da sorduruyor: Nasıl kazandın? Kimin hakkını gözettin? Sahip olduğun imkan başka insanların hayatına nasıl dokundu? Bugün ölçüye en fazla ihtiyaç duyduğumuz alanlardan biri de elbette ki bilgi ve teknolojidir. Bir insanın sesi taklit edilebiliyor, görüntüsü üretilebiliyor. Birkaç saniyelik video, milyonlarca insan tarafından saniyelerde izlenip etkileyici olabiliyor. Teknoloji geldikçe buna baktığımız zaman ahlaka duyduğumuz ihtiyaç aslında azalmıyor, artıyor. Teknoloji bize neyi yapabileceğimizi söylüyor, fakat her yapabildiğimiz şeyi yapmamız gerekip gerekmediği hususuna teknoloji cevap vermiyor. Bugün yapay zekanın gelişiminde kurallar nasıl olmalı konusunda dünya ittifak etmiş değil. Yapay zekayı sadece teknoloji için geliştirmiş olmak için geliştirmek durumuyla karşı karşıyayız" diye konuştu.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Comments
0 commentsNo comments yet. Be the first.
















