Prof. Dr. Akyüz’den Kayseri için dikkat çeken açıklama: "Şu an cevabını veremiyoruz"
The English translation is not ready yet; showing the original.
TMMOB Kayseri İl Koordinasyon Kurulu’nca Kayseri Deprem Paneli düzenlendi. Erciyes Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’ndaki panelde deprem bilimciler; Kayseri’nin depremselliği hakkında görüşlerini sundu. Panelde Kayseri’nin çok eski bir yerleşim olduğunu ve kentte çok sayıda tarihi yapının bulunduğunu belirten Prof. Dr. Hüsnü Serdar Akyüz özellikle tarihi camilerde geçmiş depremlerin izlerinin görüldüğünü söyledi. Ulu Cami ve Gülük Camii’nin 1205 yılındaki depremden etkilendiğinin aktarıldığını belirten Akyüz, depremin hangi faydan kaynaklandığının ise kesin olarak bilinmediğini kaydetti. Gülük Camii’nin 1335 yılında meydana gelen depremde kısmen yıkıldığını ve daha sonra onarıldığını ifade eden Akyüz, 1717 ve 1835 depremlerinin ise Kayseri’nin deprem geçmişi açısından daha önemli olduğunu dile getirdi.
1717 depreminde 5 bin ile 8 bin arasında can kaybı olduğu aktarılıyor
1717 yılındaki deprem hakkında farklı tarihi kaynaklarda farklı can kaybı rakamlarının bulunduğunu belirten Akyüz, "1717 yılındaki depremde bazı kaynaklara göre 5 bin, bazı kaynaklara göre ise 8 bin can kaybı rapor edilmiş. O dönemdeki tasvirlerde ’Erkilet Fayı kırıldı’ şeklinde ifadeler bulunuyor. Molu, Erkilet, Kızık, Saraycık ve Mancusun gibi yerlerde ağır hasar olduğunu anlıyoruz" dedi. 13 Ağustos 1835 tarihinde Kayseri’yi etkileyen başka bir büyük deprem meydana geldiğini söyleyen Akyüz, bu depremde de çok sayıda yapının hasar gördüğünü ve can kaybının 600 ile 1064 arasında olduğunun aktarıldığını belirtti.
Yüzey kırığına ilişkin bir bilgi yok
1717 ve 1835 depremlerinin büyüklükleri ve fayların ne kadar kırıldığı konusunda önemli soru işaretleri bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akyüz, tarihi kayıtlarda yüzey kırığına ilişkin net bir bilgi bulunmadığına dikkat çekti. Prof. Dr. Akyüz, "Erciyes Dağı’ndan blokların düştüğü, dumanların gökyüzünü kapladığı gibi tasvirler var. Fakat eğer bir yüzey kırığı olsaydı, o kırığı da bize söylerlerdi. Bu da bize şunu söylüyor; burada bir deprem oldu fakat yüzeyi kıracak şekilde bir deprem değildi" ifadelerini kullandı.
Bu nedenle 1717 ve 1835 depremlerinin ardından faylardaki enerjinin tamamının boşalıp boşalmadığının bilinmediğini belirten Akyüz, "Hem 1717 hem de 1835 depremleri için bu soruların cevaplanması gerekir. Şu an için bu sorunun cevabını veremiyoruz" diye konuştu.
Kuzey Anadolu Fayı’nın yaklaşık 20’de biri kadar hareket ediyor
Kayseri çevresindeki Erciyes ve Erkilet faylarının Orta Anadolu Fay Zonu içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Akyüz, bu fayların Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fayları kadar hızlı hareket etmediğini söyledi. Akyüz, "Orta Anadolu Fay Zonu, Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayı gibi hızlı hareket eden bir fay zonu değil. Burada yıllık hareketler yaklaşık 1 milimetre civarında. Kuzey Anadolu Fayı’na baktığımız zaman bunun yaklaşık 20 katı. Dolayısıyla burada zaten sık depremler beklemiyoruz" dedi.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Comments
0 commentsNo comments yet. Be the first.
















