Bakan Tekin: "Değişikliklerin neticesinde uluslararası göstergelerde çıtamız yukarıya doğru çıkmaya başladı"
The English translation is not ready yet; showing the original.
Bakan Tekin, bir dizi programa katılmak için geldiği Yalova’da ilk olarak valilik ziyareti gerçekleştirdi. Bakan Tekin, sonrasında Sabri Ekşinozluğu Anadolu İmam Hatip Lisesi ile Zehra Ekşinozluğu Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin açılış törenine katıldı. Törende konuşan Bakan Tekin, eğitimde fiziki altyapının geliştirilmesi, beceri temelli müfredat ve milli-manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması konularında değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Tekin, konuşmasında eğitim öğretim yılının başlamasıyla yaşanan heyecana değinerek, "2001 yılında Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yi kurarken ’Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sözüyle başlattığı bir süreç vardı. Özetle şunları söylüyordu, dünyada derslik başına düşen öğrenci sayısı 20 iken, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 15-20 iken Türkiye’de bu rakamlar niye yüksek? Niye Türk gencini 70-80 kişilik sınıflarda ve sağlıklı olmayan eğitim öğretim koşullarında eğitim almak durumunda bırakıyoruz? Bu sorunu çözmemiz lazım. Bu sorunu çözmek için ne gerek? Bütçe lazım, para lazım. Bakın sevgili arkadaşlar, o gün Türkiye’de bizim gençlerimiz, çocuklarımız 350 bin sınıfta ders görüyordu. Bu 350 binin yarısı ya ömrünü tamamladığı için ya da doğal afetler sebebiyle yıkıldı. 150-200 bin civarında eskiden kalma sınıfımız var. Peki AK Parti iktidarı döneminde, yani şu anda kaç sınıfımız var biliyor musunuz? 750 bin sınıfımız var arkadaşlar. Yani 150 binden neredeyse 750 bine rakamlara çıkmışız. Bu kaynak ayırarak mümkün. Aynı şeyi öğretmen atamalarında yaptık. Nitekim 2013-2014 yılında bunları uluslararası ortamlarda anlatırken, uluslararası ortamlarda bize hep şu söyleniyordu: Tamam, bunları yapıyorsunuz ama niye uluslararası göstergelerde, uluslararası değerlendirme mekanizmalarında hâlâ bir kıpırdama yok? Niye hâlâ aşağılardasınız? Bu soruların cevaplarını arıyorduk. Onların raporlarında da bu sorularla ilgili iki tane ana eleştiri var. Bu eleştirilerden birisi şu diyor ki siz hâlâ 1970’li, 1980’li, 1990’lı yıllardaki gibi çocuklara bilgi vermeyi eğitim zannediyorsunuz. Böyle yaparsanız olmaz çünkü çocuk zaten bilgiyi şimdi başka yerlerden de alabiliyor. O 90’lı yıllarda, bizlerin 80’li yıllarda okula gittiğimiz dönemlerde bilgi edinmek için okuldan başka hiçbir imkânımız yoktu. Hâl böyle olunca bizim eğitim sistemimiz başarısız oluyor. Uluslararası göstergelerde karşılığı yok. Peki ne yapmamız lazım? Yapılması gereken şey şu: Çocuğa bilgi vermek yerine bilgiyi analitik bir biçimde kullanabilmeyi, eleştirel düşünebilmeyi ve elde ettiği bilgiyi gündelik hayatta beceriye, hayat becerisine, yaşam becerisine dönüştürebilmeyi öğretmemiz lazım ki okullar çocuklar için cazip hâle gelsin, okullar işlevsel olsun, okullarda verdiğimiz bilgi uluslararası göstergelerde bize karşılık olarak dönsün" dedi.
Müfredat eleştirilerine de değinen Tekin, "İkinci bir konu daha var. Bu eleştirilerde diyorlar ki yine aynı mantıkla siz ne bulduysanız müfredata doldurmuşsunuz. Dolayısıyla herhangi bir öğretmenin haftalık üç saat dersi var. O üç saat derste o müfredatı yetiştirebilmek için koşturup duruyor. Koşturunca diyor ki benim dersimi altı saate çıkartın. Çıkartamayız. Çıkartırsak altmış saat yapıyor haftada. Çıkartamayınca anlatamıyor, eksik anlatıyor, hızlı anlatıyor. Hızlı anlatınca çocuklar anlamıyor. Peki bunun faturasını nasıl ödüyoruz? Öğretmen başarısız, öğrenci başarısız, eğitim sistemi başarısız, okul başarısız. Niye o kadar bilgi veriyoruz? Dünyadaki diğer ülkeler bu kadar bilgi veriyor mu? Vermiyor. O zaman bunu çözersek sorunu ciddi şekilde hallederiz diye bir mantıkla hareket ettik" diye konuştu
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Comments
0 commentsNo comments yet. Be the first.
















