Bakan Kurum: (COP31) "Amerika bugün böyle düşünüyor yarın farklı düşünür hiç önemli değil"
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin Kasım ayında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi’ne giden süreçte Trabzon’da Almanya, İtalya, İngiltere, İspanya, Arjantin, Güney Kore, Çin, Azerbaycan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Macaristan, Yunanistan, Filipinler, Polonya, Hindistan, Sırbistan ve Fas olmak üzere 17 ülkeden davet edilen yabancı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, ardından soruları yanıtladı.
Açıklamasında COP31’e zorlu bir küresel ortamda hazırlandıklarını belirten Bakan Kurum, jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği, büyüyen borç yükleri ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıkların ülkelerin gündemini olumsuz etkilediğini söyledi. Bakan Kurum, "Aynı anda aşırı sıcaklıklar, kuraklık, seller, yangınlar, su stresi ve gıda güvenliği riskleri insanların günlük hayatında daha görünür hale geliyor. Bu tablo bize çok temel bir gerçeği gösteriyor, İklim meselesi artık hayatın her alanına dokunuyor. Enerjiye, sanayiye, tarıma, suya ve kalkınmaya dokunuyor. Tam da bu nedenle iklim diplomasisinde yeni bir döneme giriyoruz. Paris Anlaşması dünyaya ortak bir istikamet çizdi. Sonraki yıllarda çok önemli kararlar alındı. Önümüzdeki temel soru şu aldığımız kararları ne kadar hızlı hayata geçirebiliriz? İnsanlar artık konferans salonlarında kurulan cümlelerin kendi şehirlerine, işlerine, sofralarına ve geleceklerine nasıl yansıdığını görmek istiyor. COP31 yaklaşımımızda bundan başlıyor; diyalog, uzlaşı, aksiyon. Önce dinleyeceğiz, ortak zemini kuracağız. Ardından ortak iradeyi sahaya yansıtacağız. Antalya’yı sözlerin projeye, projelerin yatırıma, yatırımların insanların hayatına dokunan sonuçlara dönüştüğü bir uygulama COP’u haline getirmek istiyoruz" dedi.
Hedefi projeye, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla buluşturmayı COP31’de başaracağız
Su kimyasının değiştiğini ve deniz seviyesinin yükseldiğini kaydeden Bakan Kurum, "Habitatlar ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki baskı her geçen gün artıyor. Denizlerde iklim eyleminin kenarında kalamaz. Çözümün tam merkezinde yer almaktadır. İşte Trabzon’da mavi diyalog programı bu anlayışla doğdu. Hükümetleri, uluslararası kuruluşları, akademiye, özel sektörü, finans dünyası ve sivil toplumu aynı masa etrafında topluyoruz. Çünkü iyi biliyoruz ki dünyada sermaye, teknoloji, bilgi var. Büyük bir yatırım ihtiyacı da var. Fakat bunlar her zaman maalesef aynı noktada buluşamıyor. COP31’de bu mesafeyi aradan kaldırmak istiyoruz. Şundan eminiz ki hedefi projeye, projeyi finansmanla, finansmanı da uygulamayla buluşturmayı COP31’de başaracağız. Bu anlayışla çok çeşitli aksiyonlar alacağız, eylemleri ortaya koyacağız. Örneği kıyı dirençliliği, mavi karbon, deniz kirliliği ve ekosistem restorasyon alanlarında yatırıma hazır projeler geliştireceğiz. Projesi olan ülkelerle finans kuruluşlarını aynı masa etrafına getirecek mavi proje hazırlama ve finansman mekanizması üzerinde çalışacağız. Bilimsel veri paylaşımını güçlendiren bir mavi veri ağı oluşturmak istiyoruz. Deniz sıcaklığından kirliliğe, kıyı erozyonundan biyolojik çeşitliliğe kadar kritik verileri daha kısa paylaşarak sorun büyüdükten sonra müdahale etmek yerine riski önceden gören sistemleri geliştireceğiz. Kara kaynaklı atıkları denize ulaşmasını önlemek amacıyla kıyıdan denize sıfır atık uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Deniz çayırları, deltalar, sulak alanlar ve hassas kıyı ekosistemleri için koruma ve restorasyon çalışmalarını destekleyeceğiz. Özellikle ada devletleri denizlerde okyanuslar başlığında belki de en çok etkilenen ülkeler ve gelişmekte olan kıyı ülkelerinin proje hazırlama, teknoloji ve finansmana erişim kapasitesini güçlendireceğiz. Bu çok önemli. Çünkü o ülkeler doğrudan iklim değişikliğinin etkileri ile karşı karşıyalar. Teknolojiyi, bilgiyi, veriyi paylaşacağız ve hep birlikte bu mücadeleyi yapacağız. İklim adaletini tek bir cümle ile ifade edecek olursak hedefi paylaşacaksak imkanı da paylaşacağız. Var olan imkanları tüm dünya ülkeleri ile paylaşmak zorundayız. Tarihi sorumlulukları olmamasına rağmen iklim değişikliğinin etkileri maalesef yüzleşmek zorundalar. Dolayısıyla biz hep birlikte dünya ortak evimiz diyorsak ve buna ilişkin bir irade ortaya koymak istiyorsak bu iradeyi hep birlikte koyup imkanlarımızı da paylaşmak zorundayız. Bütün bunların sonucunu COP31’de takip edeceğiz" şeklinde konuştu.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
















