Şile Belediyesi’ne yönelik ‘yolsuzluk’ davası 4 Kasım’a ertelendi
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca Şile Belediyesine yönelik "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "irtikap", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında 10 Temmuz 2025’te gözaltına alınarak tutuklanan Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ile bazı şüpheliler hakkında işlem yapılırken, suç örgütünün deşifre edilmesine yönelik çalışmalarda HTS kayıtları ve MASAK raporlarındaki hesap hareketleri incelenmişti. Bu kapsamda 23 Aralık’ta düzenlenen eş zamanlı operasyonla gözaltına alınan 22 şüpheliden 15’i tutuklanmıştı. Soruşturmanın üçüncü dalga operasyonu ise 26 Haziran 2026’da gerçekleştirilmişti. Hazırlanan iddianamede, Kabadayı hakkında "icbar suretiyle irtikap", "resmi belgede sahtecilik", "dolandırıcılık", "rüşvet almak" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçları başta olmak üzere çeşitli suçlardan 33 yıl 3 aydan 92 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca örgüt elebaşısı olduğu belirtilen Kabadayı’nın gerçekleştirilen eylemler nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılması istenmişti.
Kabadayı’nın çocuklarının okul kırtasiye malzemelerini marketten yemek kartıyla aldık
Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 6. gününde devam eden duruşma, yoğunluk sebebiyle konferans salonunda gerçekleşti. Duruşmaya tutuklu sanık eski Belediye Başkanı Özgür Kabadayı ile Berkant Acil’in de aralarında bulunduğu 11 sanık ile bazı tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ile sanık yakınları katıldı.
Tutuksuz sanık Oğuz Kaçmaz savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ve etkin pişmanlıktan yararlandığını belirterek, "İmardan sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Y.Ç. bir kere yardım kartı getirdi. Bu arada onun getirdiği yardım kartı güçlü bir yardım kartıydı. 1 milyon TL’lik yardım kartı getirdi. Sosyal hizmetler tarafından kartların dağıtıldığını biliyorum. Okulların açılmasına çok yakın bir süreçte Özgür Kabadayı beni arayarak, Çekmeköy’de bulunan Metro Garden AVM’ye çağırdı. Çocuklara kırtasiye malzemesi alacağım diye belirtti. Markete girdik. Okullar açılıyor, köylerdeki çocuklara yardım kampanyası götüreceğiz, yani bunun sevinciyle gidiyorum. Bir baktım, Özgür Kabadayı’nın eşi Gülay Hanım ve Özgür Kabadayı birer ikişer alıyor. Biz marketten çıkarken market kartlarıyla ödedik. Bir utancımı dile getirmek istiyorum. Özgür Kabadayı’nın ve Gülay Kabadayı’nın çocuklarının okul kırtasiye malzemelerini bir marketten aldık. O marketin kartlarıyla ödedik. Sen çocuklara yardım götürmek yerine bu kartları kendin için harcıyorsun. Bu da burada suç işlendiğini gösterir" dedi.
Memur olma hırsına gittim oraya
Oğuz Kaçmaz, "Seçim kampanyasına 1 ay kalmış. Neredeyse hiç desteğini görmediğimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Özgür Kabadayı’ya teslimle yardım kartları gönderdi. Adedini bilmiyorum. Bu kartlar toplum içerisinde mahalle temsilcilerine dağıtıldı. Bu arada bir kalabalık içerisinde dağıtıldı, gizlenerek, saklanarak dağıtılan bir şeyden bahsetmiyorum. Özgür Kabadayı’nın ağabeyi Uğur Kabadayı bu dönemde gelen yardım kartlarından belli bir kısımları marketlerde bozdurarak ve ürünleri poşetler haline getirerek özellikle kendi akrabalarının yoğun olduğu bölgelerde bu kampanyayı yürüttü. Ekonomi o gün de darboğazdaydı. Bu arada evet koordinasyonun sorumlusu bendim ama her şeyden sorumlu ben değilim, her şeye müdahale etmek gibi bir şansım yoktu. Seçim kazandıktan sonra Özgür Kabadayı rahatsızlık geçirdi. Uzun süre, yaklaşık 2 hafta hastanede yattı. Hastalığı da bir türlü atlatamadı. Bir gün Özgür Kabadayı beni aradı, kendi evine davet etti. Kendisini ziyarete gittim, o da bana ’Kesinlikle orada özel kalemimin olmasını istiyorum’ dedi. Ben de zaten bu teklifi bekliyordum, yalan da söylemeyeyim, dünden razıydım, memur olma hırsına gittim oraya" ifadelerini kullandı.
O masadan kalkmam gerekiyordu ama kalkamadım
Kaçmaz, "Seçim çalışması bitti, kazandık, her şey tamamlandı. Örgüt var mıdır, yok mudur sorusuna ben buna direkt örnek vererek devam etmek istiyorum. Özgür Kabadayı beni Çağlar Ersoy’un evine davet etti. Bu eve girdim, Çağlar Ersoy’un evinde çay kahve içiliyor. Ben de burada aslında başlangıçta bir çay sohbeti oldu diye düşünmüştüm ama meğer görev dağılımı yapılacak bir masaymış. Orada bana dediler ki: ‘Al kalemi kağıdı eline, sana güveniyoruz. Burada konuşulanlar burada kalır’ imalarıyla bana ufaktan aba altından sopa gösteriyorlar. Burada bir tane siyasi başkan yardımcısı seçilecekmiş. Özgür Kabadayı da bunu sonradan öğrenmiş. Berna Avcı yazıldı listenin başına. Berna Avcı belediye başkan yardımcısı. Ardından da döndüler dediler ki: ‘Mercan Köşk’ün başına kim yazılacak?’ Çağlar Ersoy’un geçmesine Özgür Kabadayı bizzat karar vermiştir. Özgür Kabadayı’nın, ‘Benim özel kalemim Oğuz Kaçmaz’dır. Ben Oğuz’a bir söz verdim ve göreve birlikte başlayacağız’ dedi. Burada dediğim gibi bu yapılan toplantı aslında örgütün ilk ayağının kurulduğu yerdir. Örgüt vardır ama bu birinci ayağıdır. Ne hikmetse bu masada oturan herkes Şileli. Ya herkes çocukluk arkadaşı ya da herkesin birbiriyle bağlantısı var. Berna Avcı mali hizmetler ve muhasebeden sorumlu, Mercan Köşk AŞ’de para akışı var. Nakit para geliyor. Her gün lokantalardan, otoparklardan her yerden para geliyor. Daha sonrasında bu masada konuşulan son isim Furkan Yapıcı. Özgür Kabadayı şunu özellikle iletmişti: ‘Benim arabada güvenilir bir insana ihtiyacım var. Furkan da burada emeği var, Şileli zaten kendisi.’ ‘Tamam, getirelim, onu da arabaya koyalım, o da bu göreve devam etsin.’ Örgüt burada kuruldu. Ben buradaki insanların emeğini koruyamadım. Aslında benim ilk gün o masadan kalkmam gerekiyordu ama kalkamadım. Niye? Ben de memur olacaktım. Ben özel kalem asistanıyım. Siyasi çalışma sonucunda Özgür Kabadayı’nın talimatıyla görevlendirildim" diye konuştu.
Hediyenin kaynağını sorgulamak aklıma gelmedi
Tutuklu sanık Belediye Başkan Yardımcısı Berna Avcı ise, "Özgür Kabadayı ’Belediyede çalışır mısın?’ diye beni aradı. Ben ilk kabul etmedim, sonra çevremin teşvikiyle kabul ettim. Başkan yardımcılığı teklifini getirdi. Birlikte çalışmaya başladık. Belediyede, zabıta, kültür, mali işler ve destek hizmetleri ihale birimleri bana bağlıydı. Başkan bey zamanla bunları diğer yardımcılara dağıttı. Beton santrali taşınması konusu hep gündemdeydi. İki tane taşınabileceği yer vardı. Taşınması yapılamadı. İmar müdürlüğü bana bağlı değildi. Santralin taşınmasıyla ilgili haberler yayınlansın yayınlanmasın ya da başka haberlerle ilgili Ferhat Tomurcuk’a bilgim ve söylemim olmadı. Doğum günümde başkan beni odasına çağırdı. Odasında hediye verdi. Kutuda bir telefon vardı. Bu pahada fazla olan hediyeyi alamayacağımı söyledim. Oğuz Kaçmaz da odadaydı. Başkan, özveriyle çalıştığımı, hediyeyi sadece kendisi değil, ekip halinde aldıklarını söyledi. Bende teşekkür ederim dedim. Açık bir hediyenin kaynağını sorgulamak aklıma gelmedi. Belediye başkanı yardımcısı olmam nedeniyle birçok toplantıda bulundum. Bir suça tanık olmam gibi bir durum yok. Festival konusuyla ilgili, festival her yıl yapılan bir festivaldi. Benim festival yapan şirketle karşılaşmam aylar sonra ödemeler yapılmadığı için başkandan randevu istemeleriyle oldu. Onlardan Berkant Acil ve birkaç kişi gelmişti. Bizde ben, başkan ve birkaç kişi vardı. Ben beş tane telefon istendi konusuyla ilgili bir şey bilmiyorum. İlk kez orada duydum. Benim bunun dışında bir görüşmem olmadı. Belediyede bir yapılanma yoktu. Hukuken olması gerekenin dışında bir şey yoktu. Bir yapılanma yoktu" dedi.
Mahkeme, dinlenmeyen sanıkların dinlenmesi için duruşmayı 4 Kasım gününe erteledi.
Yapay zekâ destekli ve birçok yabancı dilde.

Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok. İlk yorumu sen yaz.
















